Benim saatim kaç?


Merhaba sevgili okurlarım, çok değerli olan zamanımızın değerini hatırlatmak adına kısa bir muhabbet edelim. Bazen yapacak iş bulamadığımızdan canımız çok sıkılır bazen de kafamızı kaşıyacak zaman bulamayız. Öyle ya da böyle bir şekilde zaman elimizden kayıp gidiyor. Zamanımızı bölümlere ayırarak konumuza devam edelim.

ANIN NERESİNDEYİM?

Geçmiş elimizden gitti, gelecek gelecek mi bilinmez yani elimizde olan zaman şu anımızdır. Maalesef şu dönemde insanların büyük çoğunluğu tv, bilgisayar, telefon başında vaktini geçiriyor. Hatta çoğu kez insanlar kendi ağızlarıyla “vakit geçiriyoruz işte!” itirafında bulunuyorlar. Peki, vaktimizi geçirdikten sonra ne olacak? Herkesin bildiği gibi yeni vaktin gelmesini bekleyeceğiz. Beklenen vakit geldiğinde ne olacak? Yine aynı meşguliyetler bizi saracak ve aynı uğraşlarla hayatımıza devam edeceğiz. Bir gün bakacağız ki bekleye bekleye ömrün sonuna gelmişiz ve o pek de umursamadığımız vaktin hesabını verme zamanı gelmiş. Belki bulunduğumuz anlarda bize zaman geçmiyor gibi gelir; ama çoğumuzun da bildiği hatta söylediği gibi “ne kadar çabuk geçiyor zaman!” hakikatini unutmamalıyız. Her anımız iyi ya da kötü geçiyor. Önemli olan biz o anda ne yapıyoruz? Anın neresindeyim? Hep aynı yerde mi takılıp kalmışım yoksa ben de saat gibi veya karınca misali adım adım da olsa ilerliyor muyum?

ASRIN NERESİNDE DURUYORUM?

Gelelim ikinci mevzumuza dostlar. Öyle güzel insanlar var ki yaşadıkları asrın ötelerine kadar uzanmışlar. Peki, bu işin sırrı nedir? Çalışmayı sevmek lazım. Ben çalışmayı sevmiyorum diyen insanlar baştan mağlubiyeti kabullenmiş insanlardır. Bırakın insanlara faydalı olmayı kendilerine dâhi faydaları yoktur. İyi bir eser bırakmak istiyorsanız çalışmalısınız. Allah çalışanların çalışmalarının karşılığını mutlaka verir. Hele bir de Allah yolunda ilerliyorsanız nur üstüne nur olur. Çalışmalarınızın karşılığını aldığınız gibi yaptığınız işler de yaşadığınız dönemle kalmaz, asırlara ulaşır. İnsanın burada şunu düşünmesi gerekir:” Asrın ötelerine ulaşmak güzel olmaz mı?” Hatta daha ilerisini düşünerek konuşalım:” Allah’ın rızasını nasıl kazanırım?” işte bu arkadaşlar insanı sürekli motive eden bir sözdür. Madem Allah’ın rızasını nasıl kazanacağımızı bilmiyoruz. O hâlde sürekli gayret üstüne gayret etmeye başlayacağızdır. Tabi ki güzel işler yapmak da an meselesi olacaktır.

Evet dostlarım, daima güzel işler yaparak vaktimizi güzel geçirmeye çalışalım. Belli mi olur? Bu uğraşla belki de asrımızın da ötelerine ulaşmayı başarırız. Kalıcı eserler bırakarak insanlara faydalı olacak işlerle meşgul olmaya başlarız. Saygılarımı sunarım.

cbulut@sondakika23.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Kas

Dost meclisi

08Kas
03Kas

Asıl maksat ne?

30Ekm
28Ekm

Benim saatim kaç?