23 Nisan 'Hakimiyet-i Milliye' bayramımız ve bu bayramımızın doğuş yıllarında gezinmek


Devlet yönetiminde halk iradesinin Padişahtan vatandaşa aktarılma gayretlerinin tarihi çok daha eskilere dayanmasına rağmen, Osmanlı'mızda 1876 yılından itibaren "Meşrutiyet" şeklinde Mebuslar Meclisi ile hayata geçirilmiş idi. Fakat Osmanlı aydınlarının kahır çoğunluğunun beyinleri, Emperyalizmin karanlık elleri tarafından boşaltılarak içine ihanet, dalalet ve aymazlıklar şırınga edildiğinden Vatan Coğrafyası ve Osmanlı Milleti, bu tarihten itibaren 2 yıl içinde çok büyük yaralar aldı. Bosna'dan itibaren Balkanların tümü Rusların ve Rusların desteklediği Bölücülerin eline geçti. Yüce Mevla’mızın "Benim kırbacım" diye sahiplendiği aziz Milletimiz böylesine bir uçurumun içinde olduğu esnada, Sultan 2.Abdülhamit gibi bir deha, Hikmet-i İlahi sonucu devletin başına geldi. Zaten, bu gibi İlahi Takdir, tarihin her döneminde daima oldu, elhamdülillah.

1878'den itibaren düze çıkarılan devletimiz, Emperyalizm ve içimizdeki Mankurtlar’ının bitmek tükenmek bilmeyen saldırıları, yıkımları ve nifakları sonucu Temmuz 1908 yılında yeniden 1876'ya döndürüldü. Bunun sonucu olarak da 14 milyon metrekarelik Osmanlı Coğrafyası, sadece 9 yıl içinde İç Anadolu'ya hapsedildi. Üstelik 2.8 milyonluk en zinde nüfusu ve 102 bini de yüksek tahsilli olmak üzere 8 cephede kırdırılarak...

Az gittik, uz gittik, dereler şehit kanları ile sel ola ola düz gittik ve 16 Mayıs 1919'a geldik. Havza'daki ileri atılmak için 20 günlük geri açılma hamlesinden sonra, İstanbul’daki Padişahın Savunma Bakanı, Gazi Mustafa Kemal, Rauf Orbay ve Vilayet Müftüsünün de içinde bulunduğu bir Hey'et, Amasya'da toplanarak bütün dünyaya ilk kez ve en gür sesle haykırdı: "MİLLETİN İSTİKLALİNİ, YİNE MİLLETİN AZİM ve KARARI TAYİN EDECEKTİR!"  Bunu takiben Erzurum, peşinden Sivas Kongreleri ile adım adım İstiklal Mücadelesi organize edildi. Ve nihayet, Ankara'da TBMM'nin 21 Nisan 1920 Çarşamba günü açılmasına karar verildi. Yunus Nadi, "BİRİNCİ MECLİS" isimli eserinde : " Gazi Hazretleri, son anda TBMM'nin 23 Nisan 1920 Cuma günü, ruhani bir hava içinde açılmasına karar verdi. Heyeti Temsiliye adına tüm Kolordulara,  tümenlere, Müdafai Hukuk Cemiyetleri ve Vilayetlere : "Vatanın İstiklali, Yüce Hilafet ve Saltanat makamının kurtarılması "diye telgraflar çekildi." diyor.                        

Bundan sonra hangi  Camideki dualar ve aminlerden sonra kortej halinde TBMM'ne gelindiğini ve açılışın nasıl yapıldığını bilmeyen yoktur sanıyorum. İşte burada çok ilginç hatıra var: İstiklal Mücadelemizin en mümtaz siması Kazım Karabekir diyor ki : " Gazi Hazretlerine, bu açılışta İslami motifleri kullanmakta çok ileri gitmeyelim. Daha sonrası için karşınıza sıkıntı şeklinde çıkmasından kaygı duyarım, dedim..." Nitekim, TBMM'nin böylesine milli ve manevi  bir havada açılışının üzerinden 2 yıl 5 ay 9 gün sonra, yani: Gazi Mustafa Kemal Paşa'nın Büyük Taarruza müteakip Ankara'ya döndüğü tarih olan 2 Ekim 1922 günü ne oluyor? Cumhuriyetin ünlü ideoloğu Mahmut Esat Bozkurt'un  "Atatürk İhtilali" adlı eserinin 91. sayfasından okuyalım:

"Meclis kapısı önünde resmi üniformasıyla bekleyen İmam Efendi, Gazi Hazretlerini durdurdu, ellerini kaldırdı, fakat dini duaya başlar başlamaz Gazi hiddetle : "Burada böyle şeylere lüzum yoktur. Bunları camide yapabilirsiniz. Biz savaşı dua ile değil, Mehmetçiğin kanıyla kazandık." dedi ve imamı kovdu. Bunu biz demiyoruz, Mahmut Esat diyor...

23 Nisan 1920  "Hakimiyet-i Milliye, bila kayd-u şart  Milletindir !" ruhuna ve bu kutlu ruhu samimiyetle ve derinden yaşamış ve yaşatmışlara 101. yılda da sonsuz kere selam olsun!

mgulec@sondakika23.com

YAZIYI PAYLAŞ!