Af, suça yeni bir yol yapmaktır


Devletin her alanda değişik kılıflar altında sık sık af çıkarmasının sonucu olarak, devletin yönetim sisteminde vidalarını gevşemesini geçtik, bu vahim hataların devletin tüm organlarını adeta laçkalaştırdığına tanık olan merhum Turgut Özal, bu hususta çok bunalmış olmalı ki, aynen şu veciz sözlerinden birini söylemişti: “ AF, ALLAH’A MAHSUSTUR...”

Gerçekten de af ; mâdur olan tarafından yapılmadığı sürece, suçlunun ödüllendirilmesinden başka bir şey değildir. Nitekim yapılan istatistiki çalışmalar da göstermektedir ki; aflar, hiç de eğitici ve ıslah edici olmamış, suça özendirmiş, suç işleme oranı günden güne artmış, tüm bunun sonucunda da adâlet iğdiş hâle gelmiştir. Suç işlemenin adı “Kader Kurbanı” olamaz...

1974 merhum Ecevit’in Başbakanlığında çıkarılan affın, o günün Anayasa Mahkemesi kararı ile cezaevi kapılarının ardına kadar açılması sonucu içerdekilerin tümü salındı. Suç işleme oranı daha da arttı. 1999 yılında “Rahşan affı” diye anılan afta ise; Kanun yayınlanır yayınlanmaz geceden salıverilmeler başladı. Salıverilmeler iki gün tüm hızı ile devam etti. Bu kanunla 23 bin kişi tahliye edildi. Ancak, kısa süre sonra aynı kişilerin %80’nı suç işleyerek cezaevlerine döndü; mağdurlar çoğaldı. Bu sefer cezaevindekilerin sayısı 64 bini buldu...

Affı, devlete değil mağdur olan vatandaşa bırakarak yapmalıyız. Oradan başlayalım ki; afların sonucu, sosyal barışın sağlanmasına katkı sağlasın. Kimin aracı yandıysa o affetsin, kim gasp edildiyse yine o af etsin. Yaralamalarda, cinayetlerde de mağ dur olanların iradesine başvurulmalıdır. Ve buna da “ AF” demeyelim, “ ERTELEME” diyelim. Mesela; trafik kazası suçundan binlerce tutuklu var. Mağdur olan kişi şikâyetini geri alıyorsa suçluyu tutmanın elbette ki bir anlamı kalmıyor. Zimmet suçunda, devletin zararının ödenmesi ve fâile KAMU GÖREVİNİN MEN EDİLMESİ halinde aynı yöntem uygulanabilir. Terör, ırza geçme, darbeye teşebbüs, cinayet, hırsızlık ve uyuşturucu suçları için hangi şekil ve ambalaj altında olursa olsun akıldan bile geçirilememelidir.  Silahlı darbeye kalkışarak adam öldürenler, vatanın bölünmezliğine kast ederek askeri, polisi, kolluk gücünü şehit edenlerin, gemiler ve tırlar dolusu uyuşturucuyu piyasaya servis ederek nesilleri çürütenlerin, 3 yaşındaki bir bebeğin başını taşla ezenlerin, asalak yaşamak ve sömürgen bir hayatı ısrarla sürdürmek adına cinayet işleyenlerin ömür boyu hapse mahkum edilmelerinin maşer-i vicdanda hiç bir izahı yoktur ve yapılamamaktadır. Avrupa Birliği, her yıl 1 milyon işsizini işsizler ordusuna dâhil eden Türkiye için belki çok önemlidir. Fakat, Ülkemizi korkunç bir hukuksuzluk, kuralsızlık, suç işleme serbesti yeti sonucu inanılmaz bir kaos girdabında boğmaya ortam hazırlamak kadar önemli olamaz. Devlet ve Millet, bu hainleri ömür boyu neden beslesin? Bu arada; hiç kimse, Milletimizin aklını hafife almamalıdır. Aksi hâlde; baktığını gören bir irfanın sahibi olan bu aziz Milletin nezdinde , “ Meclis çıkarsın, hemen onaylanması da benden ”  gibi sözlerin sahiplerinde saygınlık erozyonuna sebep olmakta.

Ayrıca; faiz afları, prim borcu afları, vergi afları, kaçak kat afları, orman afları ya da değişik ambalajlarla servis edilen hukuku ve adaleti iğdiş eden böylesi icraatlarının tümü, tam bir adâlet ve dürüst vatandaşın dürüstlüğünün katliamıdır. “ Yeniden Yapılandırma” gibi kelime oyunları ile yapılan afların, namuslu ve borç ödeme ahlâkı sahiplerini nasıl yıktığına, borç ödememeyi ve dolandırıcılığı meslek edinenlerin de nasıl ödüllendirildiğine yıllarca en yakından şahit oldum. Daha da kahredeni ise; o güzelim namuslu insanların da kitleler halinde diğerlerinin yanına yöneldiklerine görmek oldu.

Hasılı; devletimizin yapması gereken; 95 yıldan beri bünyemize uymayan ve bizzat sahiplerini çürütmüş vaziyetteki İTHAL KANUNLARI millîleştirmektir. Daha fazla gecikmeden ve adâlete olan özlem çığlıkları arşa kadar yükselmeden. Makalemizi bir özdeyişle sonlandıralım: “BİR YERDE ADALETE ÖZLEM ÇOK FAZLA İSE, ORADA ZULÜM VAR DEMEKTİR...”

Recep Tayyip ERDOĞAN  / Türkiye Cumhuriyeti Devleti Devlet Başkanı

mgulec@sondakika23.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI