Atatürk'ü koruma kanunu


Atatürk'ü Koruma Kanunu, Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimselere yönelik uygulanan cezayı belirten bir kanundur. Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkında uygulamaya konan bu kanun, 25 Temmuz 1951 tarihinde Celâl Bayar Liderliğindeki Demokrat Parti Döneminde kabul edilmiş ve 31 Temmuz 1951 tarihinde de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

5816 numaralı Atatürk'ü Koruma Kanunu 5 Maddeden İbarettir :

Madde 1 – Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk'ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir. Bu fıkralarda yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl fail gibi cezalandırılır. Madde 2 – Birinci maddede yazılı suçlar; iki veya daha fazla kimseler tarafından toplu olarak veya umumi veya umuma açık mahallerde yahut basın vasıtasıyla işlenirse; hükmolunacak ceza yarı nispetinde artırılır. Birinci maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlar zor kullanılarak işlenir veya bu suretle işlenmesine teşebbüs olunursa, verilecek ceza bir misli artırılır.  Madde 3 – Bu kanunda yazılı suçlardan dolayı Cumhuriyet savcılıklarınca re'sen takibat yapılır. Madde 4 – Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Madde 5 – Bu kanunu Adalet Bakanı yürütür.  Şimdi de, bu kanunun çıkarılması esnasında rahatsız olanların bir kaçını dinleyelim:

Adana Milletvekili Sinan Tekelioğlu: “Bu kanun, hürriyet-i kelamı tamamıyla selbetmektedir (fikir açıklama hürriyetini tamamen ortadan kaldırmaktadır). Meselâ yarın, üniversitede inkılap tarihi okutan bir hoca Atatürk’ün nutkunun haricinde bir şeyler söylerse mes’ul  tutulacak mıdır?”

Diyarbekir Milletvekili Yusuf Azizoğlu:“İyiye iyi, kötüye kötü diyebilme, insanın en mukaddes hürriyetlerindendir. Hürriyeti yok eden bu kanun ise, Orta Çağ zihniyetinin, totaliter rejimin kanunudur. M. Kemal’in bu milletin inanışları, adetleri ve an’aneleriye bağdaşmayan bazı hatt-ı harekette bulunduğunu söylemek, realite icabıdır. Hele hele, demokratik bir zihniyetle onun devrini ideal kabul etmek imkânsızdır. Atatürk’ün bütün düstur ve görüşleri hatadan salim ve her türlü tenkit ve ıslah ihtiyacından münezzeh değildir. Mantık ve iz’an gösteriyor ki, böyle bir kanun her şeyden evvel hukuk mefhumunu, hukuk prensiplerini, fikir ve vicdan hürriyetini zedeler mahiyettedir. Hâlbuki Atatürk’ün hizmetleriyle beraber hem hatalarının, hem de noksanlarının millete açıkça anlatılması bir hizmet-i vataniyedir.”

Isparta Milletvekili Said Bilgiç:“M. Kemal bir melek değildir. Onun da beşeri zaafları vardır. Hâlbuki böyle bir nokta üzerinde duracak bir tarihçi, bu kanuna istinaden cezalandırılabilecektir. “Kemalist rejim” deniyor. Türkiye devletinin idare şekli cumhuriyettir. Kemalist devlet tabirinden ne anlaşıldığı merak-ı  mucibdir. Türkiye’nin idare şekli olan cumhuriyetin, tek parti, tek şef ve ısmarlama meclis devrinin cumhuriyetle bir alâkası yoktur. Rejimlerin şahıslara izafesi, ancak Faşistlere ve Komünistlere yaraşır.”

İzmir Milletvekili Halide Edip Adıvar: “Bu kanun, tarihten önce Asurilerin, Babillilerin insanları putlaştırdığı gibi, Atatürk’ü  putlaştırmak istiyor. Dünyada bir benzeri daha bulunmayan ve Atatürk’ü  put haline koyan bu kanun, İnkılapları adeta fosil haline getirecek ve tenkit hürriyetine, demokrasimizin gelişmesine mâni olacaktır.”

Derin Tarih : “ Volter (François Marie Arouet) Der ki : “Kimin sana hükmettiğini anlamak için, kimi eleştirmene izin verilmediğine bakman yeterli.”  Yazmak bizden; değerlendirmek ve muhakeme de sizlerden... Ves- selâm..!..

mgulec@sondakika23.com

YAZIYI PAYLAŞ!