Biraz da fikir jimnastiği yapalım mı?


Bu garip sistem ve düzen gemisinde, dev dalgalı okyanuslarda yol alıyoruz. Devletler için, yönetildiği sistem Devletin hayat biçimidir ve bu da Devlet için çok önemlidir. Söz konusu bu biçim, Devletin teb'âsı ve yurttaşı olan Milletini, insan onuruna en yakışan rejim olan GERÇEK DEMOKRASİden ve sistemden soğutmamalıdır.  Milletin kaderini ve Milletin iradesini duvara dayamamalıdır. Bu irade duvara dayadığında, o duvar bu basınca dayanamaz ve bir gün maazallah yıkılıverir.

Siyaset, milletin malı ve parası ile yapılmamalıdır. 36 yıldır askerimize, kolluk gücümüze, devletimize ve milletimize kurşun sıkan terör örgütünün siyasi kanadı dâhil partiler hazineden besleniyor. Buna rağmen, fakir fukara edebiyatı yapan partilerimiz bile buna karşı çıkmamaktadır. Çoğunlukla da, TBMM’nin sabaha doğru yapılan oturumlarında vekil maaşlarına oy birliği zam yapılmaktadır.

Fakirin karnının doymasını gerçekten istiyorsak; hazinenin israfa döktüğü katrilyonlarının borularını kesip atmalıyız. Devlet ihalelerini daha şeffaf ve 84 milyonun izleyebileceği bir ortamda yapmalıyız İhalelerden, belediyenin imar oyunlarından vs. Köşe olanların değirmenine su taşıyan yasaları ve icraatları devre dışı bırakmaz isek, fakir fukara edebiyatı yapmaya hakkımız kalmaz.

"Devletin sırtında yük olan arpalıkları, kurumları ve işlevsiz belediyeleri vs. Kaldırıp atalım. “dediğimizde meydanda tek bir alıcı bulamazsınız, herkes arazi olur. Niye?

İkinci üçüncü görevden sayılan yönetim kurulu üyeliklerini, tüm tutarsızlıklarının üstüne abanarak korumaya ve savunmaya devam etmeyelim. Bunca eleştiri ve yıpratılmaya sebep olan bir hatalı tasarrufu göre göre o görevden istifa etmeyen adam, zaten samimi değildir.

Danışmanlar enflasyonuna ve Merkeze çekilen kocaman kocaman maaşlı bürokratik yığılmalara son verelim. Bir türlü başaramadığımız makam arabası yarışını ve pervasızlığını, hiç olmazsa Japonya’nın 2 katı seviyesine bari çekelim.

Devlet olgusu, güçlünün oyuncağı olabileceği akıllardan bile geçmemelidir. Milli kültürümüze göre, BİLGELERin oluşturacağı “Şûra”da devlet meselelerini olgunlaştırmadan tornaya verirseniz imalat hepten bozuk çıkar, ipin ucunu hepten kaçırmış, tuhaf bir demokrasi imalatı ortaya çıkarmış olursunuz.

“Ben yaptım oldu” klasiği çiğ et gibidir. Aziz milletimiz çiğ etyemez. Bu aziz Milletin fertlerinden görev istediğinde, yeteneğini ispatlayanı çağır. Patavatsızı, kelime fukaralarını, bilgi fakirlerini ve dolayısıyla fikir yoksullarını muhatap almamalıyız.

Beyanlarında haklı bile olsa, bazı doğruları yüksek perdeden ifade ettiğinizde, bu doğrunuzu anlamayanların çoğunlukta olduğu bir cemiyette o doğruya zarar getirirsiniz. GATA Başhekim yardımcısının yaptığı gibi… Sanki her işimizi hallettik de sıra "iki karı” almaya geldi. İşte ehliyetsizlik, işte liyakatsizlik ve işte patavatsızlık…

Makam ve yetki ile donattıklarınızın bilgi sahibi olmasına istemek olmazsa olmazınız olmalıdır… “HİÇ BİLENLE BİLMEYEN BİR OLUR MU?” Bunun içindir ki; Seçtikleriniz ve seçtirdikleriniz, önce bilgi sahibi olacak, sonra fikir ve makam sahibi olacak. Daha doğrusu; görev dağılımı imtihanla mı olur, seçimle mi olur, yarışma ile mi olur, usul ve esaslarını Milletin şaşmaz idraki ve irfanı belirlemelidir. Aksi hâlde, 2550 yıl önce Aristo’nun söylediği : “Demokrasi,  ayak takımı yönetimidir.” lafını haklı çıkarmış olursunuz.

Millete, Devlete ve Demokrasiye sahip çıkmak ancak bu şekilde mümkündür. Rütbelerini söktüğünüz Demokrasi katillerinin kanunlarını ısrarla ve hâlâ hükümran kılmaya devam ederseniz, çok yakındır her şey bir daha asla dönmemek üzere elinizden kayıp gider. Korkarız ki, bu gidişle galiba olacak olan da budur! Aksi hâlde ve naçizane yaptığımız bu naçizane uyarılarımıza kulak vermezseniz "Kuzgun leşe” olacaktır. Ves-selâm…

mgulec@sondakika23.com

YAZIYI PAYLAŞ!