Ferasetli insan yetiştirmeyi başaramadığımız müddetçe zor çok zor!


Türk Milleti, şimdilik bilineni ile 112 tane Devlet kurmuş olup, bunun 111 tanesi de yıkılmak zorunda kalmışsa, bu yıkılışların sebebi; bilelim ki, maalesef ferâsetli insanlara, ferâsetsiz ve "KISA DEVRE" düşündüğü için "kıt düşünen" BASÎRETSİZLER gürûhunun galebe çalması, üstün gelmesi sonucudur.

FERÂSETLİ YURTTAŞLARIN nitelikli çoğunluğu sağlayabilmesi için ise ; 100 yıla , en az 75 yıla ihtiyaç vardır. Bu da, 75 yıl boyunca kesintiye uğramaması, bu kutlu gayretleri baltalamak isteyenlerin idareyi ele geçirerek planları ınkıtaya uğramaması durumunda mümkündür.

75 yıl, 100 yıl insan hayatında uzun bir süre, fakat devlet hayatında çok kısa bir zamandır.

Bugün Ülkemizde , etrafımızdaki yaşananları anlayabilecek, olup biteni kavrayabilecek basîrete, idrâke, muhakemeye..vs.. sahip olanlar, büyuk bir hüzünle ifâde etmek isterim ki  maalesef azınlıkta bulunuyor. Bugün, Devletimizi sevk ve idare edenlere oy verenlerin içinde dahî içinde bulunduğumuz ciddî durumu anlamayanların oranı bile o kadar çok ki...

Bugün, sanki Birinci Dünya Savaşı'nda yaşanan olayların tekrarını yaşıyoruz. Bundan 213 yıl önce Yunanustan'ın bizden koparaılma gayretkeriyle birlikte ve nihâyet Filistin Cephesi Bozgunumuzdan sonra (103 yıl ) önce de ahlâksız haritalarla Osmanlı-Türk İmparatorluğu'nu parçalama, gizli toplantılarla Osmanlı topraklarını bölüşme tezgahları kurulmuştu.

Bugün de aynı tezgah dönüyor. O günlerde  AHLÂKSIZ HARİTALARA BOYUN EĞEN BİR TÜRKİYE'DEN 100 YIL SONRA AHLÂKSIZ

HARİTALARI YIRTIP ATAN BİR TÜRKİYE GERÇEĞİ APAÇIK ORTADA...

100 yıl önce Türk Milleti'nin gönül coğrafyası, Balkanlar, Ortadoğu ve Kafkaslar, emperyalist devletler tarafından bölüşüldü.

İngiltere, Fransa ve Çarlık Rusya, Osmanlı-Türk İmparatorluğu'nu kapalı kapılar ardında yapılan gizli pazarlıklar ile yeme peşindeydi.

O günki tarih itibariyle 120 yılı aşkın süre biyunca büyük yatırımlarla içimizde çok sayıda Mankurt ve uzaktan kumandalı robot yetiştirdiler. Bunlar eliyle iyice zayıflattıkları İmparatorluğumuzu ve hattâ Anadolu topraklarını bölen Sevr'i, Aziz Milletimiz İstiklal Savaşı ile durdurdu.

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ise, YALTA BULUŞMALARINDA İngiliz Churchill, Amerikan Roosevelt ve Rus Stalin dünyayı paylaştı.

360 yüzlü Batının payına bırakılan Türkiye ise; maalesef BATI adına BATI'nın Eyâlet Valisi gibi davranan kimliksiz ve karakter fakirleri İdarecilerimiz eliyle yönetildi. BATI, onurlu davrananları (A.Menderes ve 2 Bakanını) astırdı. Sonradan gelenleri de ; ekonomik ambargolarla (B.Ecevit), zehirleyerek, Post-Modern Darbelerle etkisiz hâle getirttiler.

Yakınlara kadar Türkiye'nin başını kaldırmasına fırsat vermediler. Fakat ;Türkiye , son zamanlarda son derece etkili ve stratejik hamlelerle "TİTREYİP KENDİNE DÖNDÜ." Meselâ :

BAĞIMSIZ DAVRANMANIN EN MÜHİM UNSURU OLAN YERLİ ve MİLLİ SİLAH SANAYİİNDE YERLİLIK ve MİLLÎLİK ORANI %15'DEN  % 84'LERE, (önümüzdeki 5 yıl içinde %98'lere) ÇIKARDI.

İşte bu sâyede :

IRAK'TA, SURİYE'DE, AZERBAYCAN'DA, LİBYA'DA, DOĞU AKDENİZ'DE ve HATTÂ AFRİKA'NIN BİR ÇOK BÖLGESİNDE KURGULANAN HARİTALARI YIRTIP ATARAK KÜRESEL DENGENİN ÖNEMLİ BİR AKTÖRÜ OLMAYA BAŞLADI.

Evet. Amerika, Rusya ve Avrupa'da kurgulanan derin planlarla yakın coğrafyamıza ilişkin bir takım haritalar hazırlanıyordu. Kendi iç siyasetinde Haçlı Kültüründen gelen Türk Düşmanlığını kullanarak prim yapmaya kalkışan bazı "Ergen Siyasetçiler", bu haritaları Türkiye'ye dayatmaya kalkışıyor. Fakat, Devlerimiz öyle bir cevap veriyor ki ; E.Macron gibiler haftalarca "abondene" oluyor.

Ayrıca ; bu sayede kendi millî bünyemizden aldığımız güçle :

A) 15 Temmuz 2016'da bir CIA-NATO-MOSSAD gladyosu olan FETÖ  darbesini önleyemeseydik, bugün ülkemizin bir kaç bölgesi bizden kopmuş olarak BATI'nın bir Eyâleti gibi yönetiliyor olacaktık.

B) Irak'ta Pençe, Suriye'de Barış Pınarı harekâtlarını yapmasaydık ; bugün Irak-Suriye-Akdeniz arasında bir ABD-İsrail koridoru hâlindeki PKK uydu yönetimi olacaktı.

C) Türkiye, Libya ile Akdeniz Andlaşmasını yapmasaydı, Doğu Akdeniz'de Antalya'ya 2 km mesafedeki Meis Adasınından itibaren Akdeniz bize kapanmış olacaktı. Kisacası, Antalya Körfezi ve İzmir'de de Eşek Adası sahillerine hapsedilen bir Türkiye olacaktık.

D) Avrupa'nın Sevilla Haritası'nı yırtıp atmasaydık Türk Donanması, Malta Ada Devleti açıklarına kadar alanlarda manevralar yaparak küstahlara meydan okutamazdık.

Başta, Sayın Devlet Başkanımız ve Sayın Devlet Bey'imiz, 15 Temmuz ve aylar öncesinden itibâren Emperyalist darbeleri önleyen Aziz Türk Milleti'nin hislerine tercüman olarak, Türkiye'yi kuşatma sevdasındakilere, sömürgeciliği alışkanlık hâline getirenlere net tavrımızı : "...Türkiye ve Türk milleti olarak , biz her ihtimale ve her sonuca hazırlıklıyız..." diyerek ortaya koydular.

Bu sözler, bütün dünyaya İkinci Sevr'i parçalamak için yola çıkan TÜRKIYE'nin , istiklâli ve istikbâli için her şeyi yapabileceğini en yüksek ve en gür bir şekilde net ve açık bir dil ile ilân edişidir.

İşte, esas mes'elemiz ; ülkemizde bu kadar açık ve güneş kadar parlayan bir gerçeği görmekte ve kavramakta zorlanan kocaman kocaman diplomalılarımızın hâlâ çoğunlukta olmasıdır.

İşbu sebeple ; bir kez daha diyoruz ki :

İYİ Kİ , ŞANLI ve AZİZ MİLLETİMİZİN ANA GÖVDESİNİ TEŞKİL EDEN HALKININ KANINDA ve GENİNDE MUHÂFAZA EDİLEN ve OKULU BULUNMAYAN İRFÂNI VAR.!...

Zaten, böylesi bir zenginliği olmasaydı,112 devlet kurabilir miydi ? Bunun Dünyada bir benzeri daha var mı ki ?!

mgulec@sondakika23.com

YAZIYI PAYLAŞ!