İdeolojik ve siyasi bağımlılık, ülkemiz için milli güvenlik sorunu halini almıştır


Bir kaç gün önceydi ; vatanseverliği, bilinçli yurttaşlık düzeyi, dürüstlüğü, 10 TL'lik bir satışı için dahî fiş kesmeyi ilke edinmişliğiyle emsalsiz dürüstlükteki vergi mükellefi şuuruna sahip asâleti, beyefendiliği ve hâsılı: günümüzde nesli çok çok azalan istisnâi kişiliği ile her dâim takdir ettiğim ve hayran olduğum bir muhterem Ağabeyimiz ile sohbet ediyorduk. 

Kendisi ile kökten aykırı siyâsi kulvararda olduğumuzu bildiğimden sohbetimizin politik sahaya girmemesi için sürekli manevra yaptım. Fakat ne mümkün. Hele de, bizim gibi, ne yaparsa yapsın aslâ kopamayacağı Doğu Medeniyetinin en asıl unsuru olan bir Milletin mensupları için. 

Muhterem Ağabeyimiz konuştu, daha doğru ifade ile attı, attııı ben dinledim. Çünkü, Victor Hugo'nun hepimizce mâlûm o ünlü sözü gereği, en azından bu çok takdir ettiğim "Beyağabeyimiz"i kırıp dökmemek hatırına susmalıydım.

Bu nâcizden takrîben 20 yıl daha tecrübeli olan bu Ağabeyimiz, bir çok konuda müthiş saldılarda, salvolarda ve isnadlarda bulundu. Hiçbirisi de yenilir, yutulur, hazmedilir, kabbullenilebilir hususlar değildi.

Sabrımın son sınırına kadar tahammül ile dinlediklerimden sonra, Ülkemdeki özellikle şu üç (3) hususun, korkunç bir ihmâl ve sorumsuzuklar içinde kaldığı ve bunun da Milletimizin birliği, dirliği, Vatanımızın bütünlüğü için çok net ve kesin olarak MILLÎ GÜVENLIK SORUNU hâlini almasına sebebiyet verdiği o kadar âşikâr ki...

1) Ülke yurttaşlarımızın, mazisi en az 180 yıla kadar uzanan ezelî ve ebedî düşmanlarımızın doğrudan yada dolaylı olarak kontrolündeki bir kısım MEDYAnın ALGI OPERASYONLARI sebebiyle çok tehlikeli bir bilgi kirliliği, fikir ahlâksızlığı ve cehâlet girdabında boğulmak üzere olduğu,

2) Halkımızın, çok taraflı okuyup araştırma, sorgulama, mukayese ve muhakeme gibi vasıflarının adeta zaaflyet seviyesinde olması sebebiyle Siyasi kutuplaşmanın çok çabuk oluşması,

3) Hiç olmazsa çok partili döneme geçişimizden beri Siyaset Kurumunda olması gereken liyâkatin, ehliyetin, samîmiyetin ve kalitenin bir türlü yakalanamamış olması sonucu toplumu bilgilendirme, aydınlatma, ikna etme, şüphe ve kaygıların giderilmesi gibi DEMOKRASİLERIN OLMAZSA OLMAZı olan yükün paylaşımı ve tabana yayılmasındaki başarısızlık ve hattâ becereksizlikler furyası.

Benim Ülkemde, en istisnâi erdemlerin sahibi bir yurttaş bile, fikren hâlâ 1930'lu yıllarda çakılı kalırken, hem "TEK ADAMLıK" saplantısına, hem de 1924 Anayasası ve bu Anayasanın Darbe Anayasalarının çok üstünde bir demokratik vasfa sahip oluşundan bîhaber oluşunu, hiç kimse ve hiç bir siyâsi : "İŞİNE ÖYLE GELDİĞİNDEN.." diye izaha kalkışarak kendi noksanlığını örtmeye kalkmamalıdır.

Ves-selâm...

mgulec@sondakika23.com

YAZIYI PAYLAŞ!