Kronik muhalif olmak ya da bardağın dolu tarafını da görebilmek


Yazık ki; tarihimiz boyunca var olmuş muhaliflerimiz,  bardağın dolu tarafına hiç bakmadan kıskançlığının, cehâletinin,  kandırılmışlığının, hırsının, kîninin, nefretinin ve hasetinin tutsağı olarak açmış ağzını yummuş gözünü ağzına ne gelmişse sarfetmişlerdir. İşte bunun içindir ki, dünyamızda 111 tane devleti yıkılmış bir başka kavim yoktur. Halbuki, bardağın dolu tarafına bakmak, olumlu düşünmek, olayları iyi tarafından görmek hayatımızı anlamlı hale getirir.

İyimser olmak, mutluluğun anahtarıdır. Elbette bu ifadelerimizden “Yanlışı  hiç  görmeyelim.” anlamı çıkarılmamalıdır. Esas olan ; daha iyisini yapmak yerine yıkmak için gayret olmamalı.

İnsanın yaratılış gayesine uygun olarak yaşaması; düşünmesi, çalışması, üretmesi  “İki günü nü denk getirmeden” geçirmesi, açıkçası : geçtiği yerlerde  iz’ler bırakarak yürümesi, istenilen ve beklenilendir.

Hepimizin bir ilgi alanı, toplum için yapacağı farklı işleri vardır. Bazı olumsuzlukların arkasına sığınarak kenarda durmak, “Ben mi kurtaracağım?”, “SİYÂSET BANA GÖRE DEĞİL.”  şeklindeki bedbinlik çukuruna yuvarlanmak , “Zaten  her şey ters gidiyor.” diyerek yanlışlıklara, kötülere, çirkinliklere rıza göstermek doğru değildir. Esâsen bu hâl, samimiyete ve îmân ehli olmaya da ters düşer. Bin kişinin katıldığı bir yarışmada “Ben birinci olacağım.” diyebilmek , başarıyı getirir. Başarısızlık ise; özgüven fukaralarının ve kendini küçük görenlerindir.

Hepimiz biliyor ki ; 2015 Nobel  Kimya Ödülünü Türk bilim insanı  Prof. Dr. Aziz Sancar aldı. Kanser üzerine çalışmalarıyla dünya çapında tanınan Aziz Sancar, Mardin'in Savur İlçesinde, okuma yazma bilmeyen ancak eğitime önem veren sekiz çocuklu bir anne babanın çocuğu olarak doğdu. İstanbul Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Yurtdışında yaptığı çalışmalarla Amerikan Ulusal Bilimler Akademisi'ne kabul edilen üç Türk'ten biri oldu. 2015 Nobel Kimya Ödülü’nü “DNA Onarımı” hakkındaki bilimsel çalışmasıyla kazandı. Zira; başarı için çalışmak ve istemek gerekir.

Bir özdeyiş hâline gelen şu cümle ne kadar hoş değil mi ? “İnanmadığın yolda milyonlarla yürüyeceğine, inandığın yolda tek başına yürümek daha iyidir.” Çünkü, Doğru bildiklerimiz inanarak yaptıklarımızdır.

Bardağın dolu tarafına bakmak hepimize iyi gelecek. Buna; çocuklarımızdan, kendimizden ve ailemizden başlamalıyız. Doğruyu söyleyelim, güzel bakalım, iyi düşünelim. Geleceğimiz ve nesillerin geleceği için çocuklarımıza, torunlarımıza örnek olmakda yarışalım. Bu güzelliğe, bilgi sahibi olmak için gayret göstererek başlamalıyız.  Herkes bildiği ve bilgili olduğu sahada konuşmalı ve fikir ileri sürmelidir. Eksikliğini hissettiği alanlarda en kısa zamanda bilgi sahibi olmaya çalışmalı ve bunu da karşı tezleri de mutlaka okuyarak yapmalıdır. Esâsen, herkesin her konuda bilgi sahibi olması da düşünülemez.

Dinî konularda, tarihî konularda, tarım, ticaret, ekonomi, eğitim, kültür ve sanat konularında da ancak ehil olanlar konuşmalıdır. Fakat, görünen manzara maalesef  hiç de böyle değil ve üstelikte çok kötü. Bazı isimler var ki, medyamızda sınırsız konuda her gün ahkâm kesiyor. Elbette kendi alanında konuşan, bilgi veren birçok ilim insanı ve bilgili kişilerimiz var. Bunlara sözümüz yok. Ama her konuda bilgiçlik taslamak, cemiyetimizi yanlışa yönlendirebilmektedir

Yaptığımız en iyi işe yoğunlaşmak, başarı ve mutluluğu beraberinde getirir. Bilmediğimiz  ya da zayıf olduğumuz konularda tartışmak, avam altı kültürüdür,  iptidâî  kahvehane kültürüdür.

Doğru insan  ve  iyi bir yurttaşlık ; çok okumak, çok araştırmak, çok iş yapmak, problemlerin çözümünde risk almak ve tüm bunların yanı sıra; istikbâle eserler bırakmak için iyimser olmak ve bardağın dolu yanından itibâren değerlendirmeye başlamakla mümkün olabilir.

mgulec@sondakika23.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI