Yerli Malları Haftası'nın verdiği mesajı ne kadar anlayabildik?


Devletimiz; Cumhuriyet dönemine, yeni savaştan çıkmış, zinde nüfûsunun tamamına yakını birçok cephede kırılmış, yoksulluk, yokluk, öksüzlük, savaş yaraları, dul ve yetimlik gibi sıra dağlar gibi sosyal bir enkaz içerisinde girmiş idi. Ülke ve Millet, bu hâl içindeyken Gâzî Mustafa Kemal Paşa ( o tarihte henüz Soyadı Kanunu çıkmadı) 1923 yılında İzmir İktisat Kongresi’ni topladı. Bu kongrede; tüketimin üretilecek yerli malları ile yapılması, yerli malı kullanılması ve dışa bağımlılığın en aza indirilmesi istikâmetinde kararlar alındı. Gâzî’nin, bu Kongredeki şu müthiş cümlesini yine İzmir’de okuduğumuz İşletme Fakültemizin ders kitaplarının tümünün kapağına yazmıştım: İSTİKLÂLİ MİLLÎ, İSTİKLÂLİ MÂLÎ İLE MÜMKÜNDÜR...”  Hedefi, yerli malı tüketiminin artmasını sağlamak olan Yerli Malları Haftasının nesillere vermek istediği bir başka bilinç ise; tutumlu olmanın, yatırım yapmanın ve yerli malı kullanmanın önemini aşılamak idi. Yazık ki, nesillere verilmek istenen bu derin ve çok önemli mesaj zaman içinde sulandırıldı ve hafife alındı. İlkokul dönemimizde Yerli Malları Haftasını, evimizden getirdiğimiz elma, armut, nohut, ceviz  buğday, fındık gibi meyveler getirerek kutlardık.Yıllar sonra gayri resmî tarihten gerçek belgeleriyle, Uçak Fabrikamızın, askerî mühimmat, top ve silah fabrikamızın maalesef bizzat devlet eliyle nasıl işlevsiz hâle getirildiğini ve buna uymayanların canı ile birlikte nasıl infilak ettirildiğini okuduk. Bundan 60 yıl önce ilk yerli motorumuzun, Devleti ele geçirmiş yine aynı Sömürgecilerin Maşaları tarafından bilerek ve isteyerek nasıl alay konusu yapıldığını ve devre dışı bıraktırıldığını öğrendik.

Trablusgarp Harbi ile başlayan ve 11 yıl süren ve başta ASKERÎ malzeme ve silah olmak üzere korkunç bir yokluktan gelen Kuvva-i Milliye mensuplarının muradının, Yerli Malları Haftası ile vermek istediği mesajın temel gâyesinin; nesillere Millî ve Yerli Savunma Sanayii şuurunu aşılamak olduğundan emînim. Zira; Savunma Sanayii, gerçek mânâda bağımsız bir ülke ve güçlü bir ekonomiye sahip olabilmenin olmazsa olmazıdır. Savunma Sanayisi güçlü olmayan ülkelerin dünya üzerinde söz sahibi olma şansları da yoktur. ABD, Rusya, Almanya, İngiltere, Çin ve Fransa gibi güçlü ülkelere bakıldığında bu ülkelerin öncelikle savunma sanayiinde gelişmiş ülkeler olduğu görülür.

Savunma Sanayii, bir ülkenin askerî açıdan güçlenmesine çok büyük katkılar sağladığı gibi, bağımsızlığında, hak ve hukukunu kollamasında, genel sanayiinde ve ileri teknolojisinin gelişmesinde çok önemli katkılar sağlar. Nitekim dünyada teknolojide yepyeni çığırlar açan bilgisayar ve internet teknolojisi, ABD’nin Savunma sanayisi tarafından geliştirilmiş iki önemli teknolojidir. Askerî alanda böyle bir ihtiyaç hissedilmeseydi,  Belki de bilgisayar ve internetle çok uzun yıllar daha tanışamayacaktık. Aynı şekilde, ülkemizde solunum, röntgen, MR, telsiz ve daha nice ileri teknoloji ürünü cihazlarının üretimi başta Aselsan olmak üzere bazı savunma sanayii kuruluşlarımız tarafından programa alınmış olması tesadüfî değildir. Savunma Sanayii, aynı zamanda ileri teknoloji ve kalifiye eleman gerektiren bir alandır. Teknolojinin ve işgücünün geliştirilmesinde çok önemli rol oynamaktadır. Dolayısıyla tarihi geçmişi, bulunduğu coğrafi ve politik konumu itibariyle çok stratejik bir bölgede yer alan Türkiye'miz için savunma sanayii vazgeçilmez bir sektördür.

Burada yeri gelmişken savunma sanayiinde “yerlilik’’ ve “millilik’’ kavramlarına açıklık getirmek isteriz: Millilik ve Yerlilik kavramları birbirinden farklı kavramlardır. Millilik; bir sanayi ürününün, meselâ; insansız hava aracının, uçağın, tankın, denizaltının, füzenin motorun ..vs..tasarımı ve fikrî mülkiyeti sizin ülkenize ait ise bu ürün millîdir ve bu sanayî mamülleri, ülke içinde yerli malzemelerle üretiliyorsa bu ürün de yerlidir.                                                                                                                

Özellikle savunma sanayiinde yerlilik ve millilik oranını en yüksek seviyeye çıkarmak, bizim için hayatî değerdedir. Özellikle de kritik parçaların yerli ve millî üretimini yapmak bizim için son derece önem arz etmektedir.

Bu arada:                                

Aynı “Maşalar”,  YERLİ ve MİLLÎ ASKERÎ SİKAH ve ARAÇ ÜRETİMİMİZ hususundaki müthiş gelişmelerimizle alay etmeye devam ededursalar da, her Vatanseveri heyecanlandıran millî ataklarımız artarak devam ediyor.

Zirâ; Emperyalistler iyi biliyor ki;  tüm sanayî dallarında Millilik ve Yerlilik oranını ne kadar yükseltirsek, bağımsız hareket edebilme kabiliyetimiz de o derece artacaktır. Basîret, ferâset, idrak, iz'an ve muhakeme kâbiliyeti dumûra uğramış (en terbiyeli tâbir ile) AYMAZLAR GÜRŮHU bunun farkında değil. Çünkü ; Hünkâr Hacı Bektâş-i Velî : " En büyük körlük nankörlük.! " diyorsa da, buna ;  İDEOLOJİK KÖRLÜĞÜ de eklememiz lâzım...

Ves-selâm..!..

mgulec@sondakika23.com

YAZIYI PAYLAŞ!