İhtirasın, sahibini savurarak dolduramayacağı çukur yoktur!


Bugün, bir hayli zamandan beri yazmak istediğim hâlde sırası gelip de yazıya dökemediğim bir hususu yazımıza konu edeceğim: Anladık ki; hırs ve ihtirasla haşlanmış ruhlar , yeri geldiğinde Firavunlara, Nemrutlara, Ebû Leheb’lere, Abdullah İbn-i Sebe’lere, Hasan Sabbah’lara, Jöntürklere..vs.. rahmet okutacak irtifa kayıplarına sebebiyet vererek en habîs çukurlara dolgu malzemesi olabiliyor. Ne demişler : “ Nankörlük göz bozukluğundan değil, vefa yoksunluğundandır.”  Vefaya veda ettiğinizde acizliğe merhaba demeyi göze almışsınız demektir. İşte; bir zamanlar kendisinin Cumhurbaşkanı olma ihtimali zuhur edince, 200 yıllık örtülü işgallerinin tehlikeye girdiği zehâbıyla kendi taraflarına, yani; seçilmedikleri hâlde seçilmişleri sevk ve idare eden VESÂYETÇİLERE :  “ TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ ??!!” diye şiddetli ikazlar çeken zihniyete yamanmak , şirin gözükmek ve 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimlerine yatırım yapmak uğruna : “ Sisi ile barış, Parlamenter sistem geri gelsin, S-400’ler olmadı...” gibi ve en can alıcısı da : “ Gezi ile gurur duyuyorum” facia ifâdelerle ihtiras kaynaklı pespâyelikler sergilemek....

Şimdi siz , daha düne kadar, her nasıl geldiğiniz nâçiz şahsım için bir muammâ olmasa da, devletin en yüksek makamlarına oturtulduğunuz hâlde, hürriyetlerin cümle kapısı konumundaki İNANÇ ve VİCDAN HÜRRİYETİ hiçe sayılarak yıllar boyu başındaki örtü sebebiyle eşinize kota koyan zihniyete şirin görünmek uğruna tarihinizi, medeniyetinizi ve kimliğinizi virâneye çeviren salvolar ile, meselâ ; “ GEZİ İLE GURUR DUYUYORUM..” diyorsunuz ya, işte bu yüzden ruhunuzdaki tadilât, tahrîbat ve tahrîfat sebebi ile  “...Dünyanın en zekî Milleti...” nezdinde artık bir siliksiniz ve artık hakikate kapalısınız. Bu saatten sonra: “Bana taş atana ben gül verdim.” imajıyla siyaset kürsülerini değil, ancak fotoğraf karelerini doldurursunuz. Daha düne kadar bizi, inandığınıza inandırdığınız inançlarınıza ağız dolusu sövenlerin ekmeğine gül reçeli gibi sürülmeyi tercih ettiniz. Lâkin, 220 yıldan beri beyinlerine yüklenen Müslüman-Türk nefreti ile bu ülkeye, bu Millete ve bu topraklara sapladıkları nice ihânet hançerini görmeyip, en sonuncularından biri olan Gezi Hançeri ile gurur duymuş olmakla, ancak aziz Milletimizin istiklâl ve istikbaline pusu kuranların yal tabağına yağ sürmüş olur, kendiniz de sadece bu sürülen çeşninin içinde aparatif bir meta’ durumuna düşersiniz ve düşeceksiniz...

“Zulüm 1453’de başladı.”diyenlerle ortak paydanız olmamalı ve bulunmamalı. Zira, bu durum; eşyanın tabiatına ve siyaset ilmine aykırı. Bu savrulmuşluk, sizin yıllarca ilham aldığınızı nakarat ettiğiniz Ecdadınıza küfredenlerle omuz omuza olmakla bağdaşmıyor. Bu demektir ki siz, baştan beri herkesi kandırmışsınız. Başta, merhum Erbakan Hoca’yı. Çünkü :

 - Aziz Milletimizin iradesine mazhar olmuş birinin eşine,ailesine ve şahsına kudurmuşçasına hakâret pankartları açan ve bu pankartları, sahipleri olan Soros’un gözüne sokan “Hâlûk’un Nesli” ile gurur duyabileni tarif edecek bir tâbir yada kelimeyi İmparatorluk Türkçe’sinde bile bulamıyorum.    - “Hak, hukuk..” diyerek yırtınan, lâkin esnafın ekmeğini, alın terini söktüğü kaldırım taşlarıyla talan eden zorbalarla gurur duyuyorsanız,     - Öcalan’ın resmiyle vicdan dilenen çocuk cellatlarına, Haçlı& Siyon Emperyalizminin maşası olmuş haysiyet züğürtleriyle gurur duyuyorsanız,   - Millet İradesini, ezilecek çim gören Fillerle gurur duyuyorsanız... Siz muhterisliğin ve ihtiras kölelerinin kurmaya çalıştıkları partilerin  “ elinden eline gezen gül.” olmayı tercih etmişsiniz demektir. Bu zillet, tam da sizin sergilediğiniz profil için öylesine uygun ki, hayırlı olsun!.. Bizi anlayanlara da, anlamayanlara da, anlamak istemeyenlere de selâm olsun..!..

mgulec@sondakika23.com

YAZIYI PAYLAŞ!